Küresel finans piyasaları yaz aylarına hareketli bir gündemle girerken, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma iştahı tarihi seviyelere ulaşmış durumda. Aynı zamanda enerji piyasasında Trump–Putin zirvesi sonrası oluşan petrol fiyatlarındaki baskı, yatırımcıların stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine yol açıyor.
Gelişmekte Olan Ülkeler Borç Piyasalarına Yöneldi
Bu yılın ilk yedi ayında gelişmekte olan ülke şirketleri ve bankaları, toplam 250 milyar dolarlık uluslararası tahvil ihraç etti. Bu rakam, pandemi sonrası toparlanma döneminde görülen en yüksek ihraç hacimlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Özellikle Latin Amerika, Doğu Avrupa ve Güneydoğu Asya’daki şirketlerin, daha düşük risk primi ve faiz beklentilerindeki yumuşamadan yararlanmak için agresif şekilde küresel borçlanma piyasasına çıktığı görülüyor.
JPMorgan analistlerine göre, mevcut ivme korunursa, yıl sonuna kadar Çin hariç ihraçların 370 milyar dolara, Çin dahil edildiğinde ise 433 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu durum, hem küresel likiditenin halen güçlü olduğunu hem de gelişmekte olan piyasalara yönelik risk algısının şimdilik olumlu seyrettiğini gösteriyor.
Trump-Putin Zirvesi Petrol Fiyatlarını Etkiledi
ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Alaska’daki görüşmesi, enerji piyasalarında dikkatle takip edildi. İki liderin Ukrayna krizi konusunda “barış niyetini sürdürme” mesajları vermesine karşın somut bir anlaşma çıkmadı. Ancak Trump’ın Rus petrolü ithal eden ülkelere yönelik yaptırımların askıya alınabileceğini belirtmesi, küresel petrol arzında istikrar beklentilerini artırdı.
Bu açıklamalar Brent petrol fiyatını 65,85 dolar, WTI petrolünü ise 62,80 dolar seviyelerine çekti. Fiyatlardaki bu düşüş eğilimi, enerji üreticisi ülkelerin gelir beklentilerini aşağı çekerken, enerji ithalatçısı ülkeler açısından ise maliyet avantajı sağlayabilir.
Jeopolitik Riskler ve Piyasa Dinamikleri
- Tahvil İhraçlarındaki Rekor: Gelişmekte olan ülkeler için küresel borçlanma maliyetlerinin düşmesi, şirketlerin yatırımlarını finanse etmelerini kolaylaştırıyor. Ancak bu durum, aşırı borçlanma riskini de beraberinde getirebilir.
- Enerji Piyasasındaki Belirsizlik: Rusya’ya uygulanan yaptırımların gevşetilmesi, petrol arzını artırabilir. Bu da kısa vadede fiyatları aşağı çekse de, uzun vadede jeopolitik dengeleri karmaşık hale getirebilir.
- ABD ve Avrupa Merkez Bankalarının Rolü: Faiz indirim beklentileri risk iştahını besliyor, ancak enflasyonist baskıların devam etmesi durumunda merkez bankalarının daha temkinli bir duruşa geçmesi olası.
Genel Değerlendirme
Küresel piyasalarda bir yandan borçlanma dalgası, diğer yandan enerji fiyatlarındaki dalgalanma yatırımcıların stratejilerini yeniden gözden geçirmesine yol açıyor. Gelişmekte olan ülke tahvilleri ve hisselerine yönelik ilgi artarken, jeopolitik gelişmeler ve merkez bankası kararları piyasaların yönünü belirlemeye devam edecek.
Özellikle yılın ikinci yarısında faiz politikalarındaki değişim, petrol arz-talep dengesi ve jeopolitik risklerin seyri, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan piyasalar için kritik önemde olacak.







Yorum bırakın